Yağmur Olup Akarken Teninden

Dünya yaşamında acıya karışmış olanların ruhu, öldükten sonra da terk etmezler dünya meskenini. Elbette burayı çok sevdiklerinden değil. Ancak, kendilerinden sonra gelen ve gene kendileri gibi olan bedenlere hapis ruhları yalnız bırakmak istemediklerinden.

Adımı sizin telaffuz edemeyeceğiniz bu ruhlardan biriyim ben de. Belki sizin aranızda dahi geçmişten tanıyanlar vardır beni. Ancak bellekleri beni anımsamak istemez artık, bedensel varlığımı çoktan terk etmiş olmamdan dolayı…

Az dolaşmadım kirli şehirlerinizin sokaklarında, gözlerimde yaşlarla… Daha kendi kendisini tanımayan gözlerinizle, çoğunuz acıyarak baktı o anki yansımama, boşuna. Kendi halinize ağlayacak gözlere sahip olmanız gerekirdi, kendi yok oluşunuza sürüklenirken, siz. Ruh, var oluşundan değil, bedene olan tutsaklığından acı çeker. Şu an özgürüm… Sizler ise, hala zincirli.

Göklerden, benim gibi olanları gözlüyorum şimdi.
Çokça zulmediliyor ruhu ince olanlara… Ben de, beni yaralayıp kendisi özgürce gezinenleri seyrediyorum şimdi. Özellikle, daha beden içindeyken, kalbi köze çevirenleri…

Gökler gerçekten de özgürlük için biçilmiş kaftan. Artık her rüzgarla birlikte, dünyadayken dokunmaya kıyamadığım bedenlerde usulca dans edebiliyorum şimdi.
Hatta en çok da, kendi yıkımıma sebep olanın saçlarında gezinmeyi seviyorum. Saçlarını, topladığım güçlü rüzgarlarla savurmak, ve onu varlığımdan haberdar eden dokunuşlarla hareketlendirmek, bana keyif veriyor.
Bu bir intikam değil, ve elbette ki ondan hala daha nefret etmiyorum. Sadece, saçları, beni asan urganlardı dünyasal yaşamda. Her bir kopan teli için canımdan parçalar kopan, ve daha yere düşmeden hava yakalayıp kalbime ektiğim.
Ancak her zaman rüzgar kalamıyorum.
Havalar değişiyor kimi zaman. Ama rüzgardan öte, yağmur olmayı seviyorum en çok da. O zaman rüzgar olduğum gibi esip geçmiyorum çünkü O’nun teninden. Orada kalıyorum bir süre… Teninin sıcaklığı, benim soğuk damlalı halimi yakıyor.
En çok da dudaklarına düşmeyi seviyorum sırf bu yüzden. Bence orası, bir ruhun en çok olmak isteyebileceği bir tür cehennem gibi. Çünkü oradan, kalbine akıyorum O’nun. Orada dinleniyorum…

***

Ancak o bunları bilmiyor tabi. Sanıyorum ki hiçbir zaman da bilemeyecek. Çünkü ben dünyadayken de, o ne ruhumla ilgili oldu ne de kalbimle. Sanırım şu an sadece yokluğumun boşluğunda kendi hayatını yaşıyor (sanıyor). Bilmiyor. Olmadığım yerde etki alanımı genişlettim. Artık, onun var olmamdan korktuğu her yerdeyim. Aldığı her nefeste, hatta kemiklerindeyim.

Son yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir