Noktala-ma


+Gidiyor musun(!)
-Evet(?) Ama sen çok iyi birisin.

“+”, tekrar konuşmak üzere ağzını açamadı. En ufak bir duygu belirtisi dahi, feri kaçmış olan zavallı gözlerini açığa vuracaktı çünkü. Bu haliyle, kendi kendine acıdı tüm kalbi.
Ağlıyor gibi oldu bir an. Gözlerinden birkaç damla yaş aktı önce. Sonra, acısını içinde tutmak isteyen gözlerini kapadı. Yüzünde bir esenlik okunuyordu. Onu tanımayan birileri, başına gelen bu durumdan ötürü mutlu olduğunu bile düşünebilirdi.
Ardından, nefes almayı kesti “+”.
“-“, tüm bunların “basit” duygu geçişleri ve biraz da abartılı hareketler olduğunu düşünüyordu o esnada.

-‘İyi misin’, diye sordu, aslında +’nın iyi olup olmadığı çok da umurunda olmadığı halde.
“+”, hala daha nefes almıyordu. Ciğerleri, yaşam soluğuna küsmüş gibiydi.
Derken, hafiften esen bir rüzgarla birlikte, kabuklarını bırakan bir ağaç gibi usulca uçuşmaya başladı “+”. Vücudunun her bir parçası zerreye dönüşüyor, göğe doğru yükseliyordu yandıkça… Saçları uçuştu, kaşları, gözleri, yüzü… Kolları, göğsü, bacakları… Kıskançlıkla çekti külleri göğe doğru rüzgarlar. Kıyafetlerini dahi arda bırakmadı +’nın.
Ancak, sadece kalp, kalbi kaldı yerlerde +’nın.
Bu ağırlığı rüzgarlar taşıyamazdı…

Şimdi de “-” ağlamaya başlamıştı. +’nın uçuşan ruhu, bunu çok ciddiye aldı. Acı çekti ruh. Çünkü ne -‘ye koşacak ayakları, ne ona dokunabilecek elleri, ne de onu sevebilecek bir kalbi vardı artık…

Son yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir