~Tahtın Arka Plan Çalma Listesi~

Hayatın her alanında olduğu gibi, Depresyon Dağları’nda da (hatta özellikle burada) müzik önemli bir yer tutuyor. Bu yazıda, “Kasetçalar” sayfası için, Depresyon Dağları’ndaki Taht’ın arka planında çalan parçalara bir giriş yapmaya çalışacağım. Sonraki yazılarda, bazı parçalara ve albümlere daha detaylı ve özel olarak değinmek istiyorum.

Bu yazı dizisi, “Depresyon Defteri” için bence özellikle değerli olacak. Çünkü sadece içe dönük olanlar için değil, tüm insanlar için müzik çok önemli bir yer tutuyor hayatta. Sevinçli olduğumuzda şarkı söyleriz, aşık olduğumuzda şarkı söyleriz; peki ya depresif ruh hali içinde olduğumuzda? Bence, işte o zaman her şey susar ve tüm şarkılar kafamızın içinde, sadece bizim için çalar ve onları kulaklarımızla değil, kalbimizle dinleriz. Bir noktada; bize dokunan o parçaları yapanlar da, sözleri de pek önem taşımaz. Sadece içimize ne döktüğüne ve nasıl hissettirdiğine bakarız. Müzik işte o noktada, sadece evrensel olmakla kalmaz, aynı zamanda bireysel bir tinselliğe bürünür.

Şimdi, öncelikle Yabancı parçalardan, benim için giriş niteliğinde olan 5 parçayla başlıyorum. İlerleyen yazılarda, sözleri ve hisleriyle birlikte üzerinde özellikle durmak istediğim çalışmalar olacak…

1-Mac DeMarco – Chamber of Reflection

“No use looking out, It’s within that brings that, Lonely feeling”
“Dışarıya bakmanın bir faydası yok, Yalnızlık hissini getiriyor”

Mac DeMarco ile, ancak bilhassa “Chamber of Reflection” ile başlamak istiyorum. Bu parçanın, hayatımın karanlık dönemleri için yeri öyle farklı ki… Ritminden, sözlerinden tutun da, sanatçının yansıtma biçimine kadar her şeyiyle, kendi alanında hiçbir eksik/fazla bulamadığım çok değerli bir çalışma. Karanlık duygu ve hüzün denizine düştüğünüz zamanlarda, özellikle geceleri, sizi elinizden tutup rahat bir koltuğa oturtuyor ve “sen yorulma, ben senin için anlatırım” diyor adeta…

2-Mac DeMarco – My Kind Of Woman

Mac DeMarco ile devam ediyoruz. Açıkçası “My Kind Of Woman” parçasının sözleri ve mantığı üzerinde durmayacağım. Ancak DeMarco’nun, tıpkı bir üstteki parçası gibi “My Kind Of Woman” parçasında da, sadece ritimler ve adaptasyonu ile vermek istediği tüm duyguyu başarılı bir şekilde aktarabildiğini sizin de görmenizi istedim. Karmaşık duygu denizimiz için iyi gelen parçalardan…

3-Slipknot – Vermilion, Pt. 2 (Bloodstone Mix)

“She is everything to me, The unrequited dream, The song that no one sings, The unattainable, she’s a myth that i have to believe in”
“O benim için herşey, Bir daha görülmeyecek rüya, Kimsenin söylemediği şarkı, Ulaşılamaz olan, inanmak zorunda olduğum bir efsane o”

Tam burada, keskin bir dönüşle, rotayı Slipknot’a kırıyoruz. Ve buradan itibaren de, yabancı parçalar için gelecekteki yazılarda da artık müzik tonunun daha da sertleşip kararacağını bildirmek istiyorum. Ve son olarak bu parçaya da giriş yapıp, şimdilik biraz es vermek istiyorum. Listenin son iki parçasında yorum olmayacak. Daha sonraki yazılarda, sadece tek bir parça veya albüme değineceğim.
Tekrar Slipknot’a dönecek olursak; kendi alanında büyük başarılara imza atmış olan grup,
genelde bu tarz çok fazla çalışmaya sahip değil. Ancak yaptığında da gerçekten çok içten yapıyor. “Vermilion Pt. 2” bunun güzel bir örneği. Slipknot, duygusal hisler ve ilişkiler konusunda da kendi imzasını başarılı bir şekilde atıyor. İçerdiği sözler ve ritmler ne kadar duygusal değilse, ilginç bir şekilde, bir o kadar da içten. Özellikle bahsetmek istediğim parçalarına gelecekteki yazılarda değinmek istiyorum.


4-System Of A Down – Spiders

5-Woods of Ypres – Kiss My Ashes (Goodbye)

“Ben öldüğüm zaman, sadece küllerimi öp”

Son yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir