~Gençlik, İntihar ve Kriz Üzerine~

“Çoğu zaman, intihar girişimleri ve intihar yoluyla ölümler, özellikle gençler arasında, başkalarını benzer bir kaderden koruyabilecek şekilde araştırılmayan ve ele alınmayan aile sırları haline gelir.”
Depresyon Defteri

Bir gencin ölümü, intihar, her şeyden önce, genellikle ailesi için bir yıkımdır. Ve bu yıkım, modern dünyamızda her geçen gün daha da moda oluyor. Şimdi tüm insanlar; yetişkinler, öğretmenler, aileler ve önemli sivil toplumsal kuruluşlar, hepimiz şunu sormalıyız; “ne yapmalı?”

DW’nin, Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayanarak yaptığı Eylül 2020 tarihli habere göre; “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada her yıl 800 bin kişi kendi canına kıyması nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bu da kırk saniyede bir kişinin yaşamına son verdiği anlamına geliyor. İntihar girişiminde bulunanların sayısı ise bu rakamın yirmi katını buluyor.”

Tüm bu korkunç istatistiklerle birlikte, korona virüs süreci dönemindeki tüm veri ve istatistikler, dünyanın yeni bir akıl sağlığı krizi eşiğinde olduğunu söylüyor.

Ve öz kıyım, dünya çapında 15-19 yaş arası grupta en yaygın üçüncü ölüm nedeni. Türkiye’de ise 2002 ile 2018 yılları arasında kendini öldürenlerin 5.318’i aile içi sorunlar, 4.481’i geçim sıkıntısı, 10.887’si hastalık, 1.004’ü ticari başarısızlık, 2.412’si aşk ve istediği ile evlenememe, 3.896’sı diğer nedenlerle hayatına son verdi. 21.256 kişinin ise neden intihar ettiği bilinmemekte. (Kaynak)

Eğer; dünya çapında sürekli olarak artan ve yayılan bu ölümlerin ve “istatistiklerin” sebebi, intihar değil de başka bir şey olsaydı (korona gibi), tüm dünya bu felaket için seferber olacaktı. Ancak özellikle gençler arasındaki öz kıyıma dair araştırılmayan vakalar,ne yazık ki böyle devam ederse, aile sırları olarak kalmaya devam edecek.

—————

Depresyon Defteri’ni okuduğun için teşekkürler.
Depresyon Defteri’ne abone olun

—————


Bireyler ve kurumlar düzeyinde de, bu konu hakkında çok fazla zaman ve çaba harcamamız gerekiyor. Elimizde pek çok veri var ve resmi veya özel kuruluşlar bununla ilgili özel olarak bölgesel çalışmalar dahi yapılabilir. (Örneğin; Yine TÜİK verilerine göre 2018’de, 432 ölümle en fazla intihar vakası İstanbul‘da yaşandı. İstanbul’u 194 ölüm ile Ankara, 186 ölüm ile İzmir, 119 ölüm ile Bursa ve 103 ölüm ile Konya izliyor. İntihar sebebiyle en az ölüm yaşanan illerin ise yine nüfusu epey az olan yerler oldukları görülüyor.)

Özellikle gençler arasında çok yaygın olan intiharın kesin ve net sebepleri, uzmanlar tarafından ortaya konamasa da, başta okul ve arkadaş çevresinin çok önemli bir etken olabileceği söyleniyor. Ohio (ABD) Zehir Merkezi müdürü Dr. Henry A. Spiller, bu etkenlerin yanı sıra, sosyal medyanın ciddi etkisine özellikle değiniyor. (Kaynak)

Artık, çocukluktan itibaren yeni nesil genler, sürekli siber dünya ile büyüyor. Hayatlarımız sürekli olarak bu dünyada “online”. Mesela, telefon ile yatılıp kalkılıyor. Her yaştan insanlar, bizler; orada sürekli olarak, doğrudan beynimizi etkileyen görseller ve içeriklere maruz kalıyoruz. Başta şiddet ve cinsel içerikler olmak üzere, özellikle küçük yaştaki insanlar, bu içeriklerden doğrudan etkileniyor. İntihar, sizce bu etkenlerden, “gerçekten(!)” bağımsız mı?

Artık, çoğu zaman intiharı, küçük veya büyük ekranlardan alıp, tüm topluma yayıyoruz. İntihar, gerçek yüzünü göremediğimiz bir eğlence aracı gibi.

İnternet üzerinden yapabileceğiz kısa bir araştırma ile görebilirsiniz ki; pek çok uzman bu konu hakkında toplumu uyarmaya çalışıyor. Günümüzün “moda” ve “trend” etkenleri, gençlerimizi öldürüyor. Hem bedensel, hem ruhsal anlamda…

Gençlerin tamamına yakını bu tehlike ve tehdit altında. Artık çevremizle sadece ekranlar aracılığıyla görüşüyoruz. Artık ne kadar değerli bir insan olduğunuz, takipçi sayınızla ölçülüyor. Çocuklar günde en az 8 saat uyumuyor; günde en az 8 saat telefon ve tablet ile vakit geçiriyor. Filtresiz ve “keskin” içeriklere maruz kalarak… (Devam edecek…)
İNTİHAR ETME!

Son yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir