~Gençlik, İntihar ve Kriz Üzerine (2)~

“Uzmanlar, sosyal medya kullanımının gençlerin intihar fikirleri ve eylemlerinde önemli rol oynayabileceğini söylüyor. Bu bir kriz.”

(Bu yazıda kullanılan İngilizce kaynak yazıya, linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.)
“Amerikan Psikiyatri Hemşireleri Derneği Yıllık Konferansı’nda konuşan bir katılımcıya göre, özellikle gençler arasında teknoloji ve sosyal medya kullanımı, intihar vakaları ve ruh sağlığı üzerinde önemli bir etken ve belirleyici olabilir.” Bu anlamda bu konu, sadece ülkemizi değil, tüm dünyayı etkileyen bir durumdur. Pittsburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yardımcı doçent olan Jamie Zelazny; 10-24 yaş arası gençlerin, istatistiklere göre; önde gelen ikinci ölüm sebebinin “intihar” olduğunu söylüyor. Ayrıca 10-14 yaş arası genç kızlarda intihar kriz oranının da 3 katına çıktığını bildiriyor. Ve bu oranlar ve ölümler birdenbire ortaya çıkmış da değil. İntihar, her zaman için, çözülmesi gereken bir felaket olarak karşımızda duruyor.

Ve asıl önemli nokta şu ki; tüm bu kriz istatistikleri, sosyal medya kullanımı ile doğrusal bir hat izliyor. Günümüzde, özellikle çocukların sosyal medya ve elektronik cihaz kullanımlarındaki artış göz önüne alındığında, tehlike sandığımızdan çok daha büyük. Ve Zelazny’nin bildirdiğine göre, günde 2 saatten fazla sosyal medya kullanan gençlerde, depresif fikirlerde artış görülüyor.

Günümüzde çocuklar dahi, neredeyse ellerinde telefonla uykuya dalıyor artık.

Sosyal medyanın, kişilerin öz saygısını azaltmasındaki etkisi göz önüne alındığında bu, çocuklar için hayli riskli bir durum. Bunun dışında, internet erişimi olan herkesin, çocuklarımıza da erişim imkanı olduğu gerçeği, keskin bir tehlike olarak karşımızda duruyor.

Bu açıklamalara dayalı verileri elde etmek için; Zelazny ve meslektaşları, Pennsylvania’daki Western Psikiyatri Hastanesi’nde yoğun bir poliklinik programından projeye alınan 15 intihara meyilli gencin verilerini analiz etti. Gençler 3 gruba ayrıldılar ve sosyal medya kullanımı üzerine olumlu ve olumsuz sonuçları hakkında geri bildirim sağladıkları anketleri tamamladılar.

—————

Depresyon Defteri’ni okuduğun için teşekkürler.
Depresyon Defteri’ne abone olun

—————

Ve araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların %67’si, sosyal medya kullanımlarının olumsuz etkisi yönünde sonuç verdi. Bu sadece küçük bir araştırmanın küçük verileri. Toplumsal bazda durumun çok daha vahim olduğuna inanıyorum. Çünkü yoğun kullanım sonucu; siber zorbalıktan tutun da, cinsel içerik, şiddet içerikleri ve insan onurunu aşağılayan ve nefret içeren pek çok içeriğe maruz kalıyoruz. Ve genel olarak, insanların bu içeriklerden kopamamasının da, daha sonra maruz kalınan içerikler dolayısıyla ortaya çıkan problemlerin de psikolojimiz ile doğrudan ilişkisi var.

Bununla birlikte Zelazny, yapılan çalışmanın, zaten belli başlı ağır sorunları olan insanlar üzerinde yapıldığını bildiriyor.

Yani, zaten sorunları olan insanlar üstünde yıkıcı bir etkisi olurken, daha sıradan olan insanlarda ise, ilerde ağır problemlere yol açacak etkiler bırakıyor.

Sivil insanlar olarak bizlerin elinden, konuşmak dışında çok da bir şey gelmiyor gibi görünse de, aslında pek çok çalışma yapılabilir.


depresyondefteri.com diyor ki;
“Yukarıda anlattığımız pek çok sorun hakkında, (henüz) bir dernek, vakıf veya başka bir sivil toplum kuruluşu olmadığımız halde, gerekli izinler alınarak; broşür, bilgilendirme çalışmaları ve daha pek çok şey, (kurumsal olmadığımız için şimdilik) bireysel olarak da olsa yapılabilir ve toplumla birlikte, toplum için bir mücadele hattı çizilebilir. Bununla ilgili olarak, yerel ve genel düzeyde, resmi kurumların da, başta moral destek olmak üzere ellerinden geleni yapacağına inanıyoruz. Bu konularla ilgili olarak, fikirlerinizi iletmek üzere bizimle İletişime geçebilir veya depresyondefter@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.
Küçük veya büyük; Her zaman için yapılabilecek bir şeyler vardır.”
İNTİHAR ETME!

Son yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir