Kategori: Mektuplar

Cevaplı Sorular

(Dudaklarından dökülen her bir söz, beni bulduğum ilk duvar dibine yıkar…) Sevgili; artık var olmayan Sevgili… Sana daha önce şu önemli soruyu sorduğumu hatırlıyorum; “Beni neden önemsemiyorsun? Bunu bir talep olarak değil, gerçekten merak ettiğim için soruyorum.” “Öyle bir şey yok ki” demiştin sadece. “Eğer sen öyle diyorsan öyledir ama, benimle zaten hiç ilgili değilsin. […]

~senin Hayatım~

“Basit bir yaşam ister insan; sev sevil ve öl,Karmakarışık artık zihnim; sersefil ve kör…” “Zihnim komadan çıkmak istemiyor. Çünkü orada hayat, hep seninle beraber…” Canımı deşen sevgili; Yaktığından beri zihnim, senin imgelerinde kurduğu düşleri kıramıyor. Kırdığın gönlüm, senin büyük düzenlerinde dümen oldu, artık rotasını bulamıyor.Şu anda yaşamakta olduğun, benim çalıntı hayatım… Tayahhül ve muhayyel,Tüm zihinsel […]

Kalbe Pranga

(Bu yazı ilk olarak, konuk yazar olarak bulunduğum “Ofix Blog” adresinde yayınlanmıştır.) Hayal et; tüm hayatın bir sürgün yeri…Düşünmek, benim hayatım ve hislerim hakkında en ufak bir işaret dahi veremeyecek olsa da sana, anlatmak istiyorum;Yaşadığım yaşantı, bir sürgün düşümde.Bu sürgünde, prangalar ellerinde ayaklarında değildir insanın. Bizzat kalbine asılıdır tonlarca ağırlık. Çeker durur dibine doğru, “acı” […]

~Sevgiliye; “Solgunlukta Yorgunluk Mektubu”~

“Gözlerim, gözlerine bakabilmek için fazla korkak. Kirpiklerim korunak olmaya çalışıyor.Kalbimi delip geçen okların karşısında, göz kapaklarımın pek bir şansı yok.” Tanımazsın sen beni. Uzaklardan bakan bir çift solgun gözüm ben. Dizlerim, sana koşmama izin vermeyecek kadar yorgun.Cesaretsizliğimin tekmeleri altında zayıfladı bileklerim.Senden ayrı bir dünyada serpilip, kök salıyorum.Tüm o beni anlamaya çalışma çabaların takdire şayan olsa […]

~Kalbini Hissedebiliyorum (ve hissedeceğim)~

“Kalpten kalbe, ruhtan ruha giden köprüler vardır. Gözler görmez, kimse bilmez ancak, bu köprülerden, acılar yürür geçer…“ Şefkat olması gerekir her şeyden önce içimde. Sadece kulaklarımla dinlememem gerekir seni. Yüz yüze değiliz belki ama, belki de kalp kalbe olmak bundan daha iyidir… Anlatma, ağlat bana duygularını, ortak birkaç gözyaşımız olsun; silinip gidecek olan anılardan çok […]

~Sessizlikte Oturup Yanarken~

Burada öylece oturmuş seyrediyorum yanışımı.Aklımın içindekilerle yalnız başımayım, alevler etrafımı sararken. Kendimden saçılan ışıklar aydınlatıyor etrafımı.Canım yanıyor ancak, gülümsemeye çalışmayı sürdürüyorum; içimde taşıdığım candan dolayı, umut etmeye devam ediyorum. Çabalıyorum.Bu sessizlik ve yalnızlığa düşerken, birileri tutmaya tenezzül etmedi beni.Oturmuş düşünüyorum, ve kendi kendimin derdine ağlıyorum şimdi; var oluşumun kavranamazlığına… Tüm göz yaşlarım kalbimden kopup dökülen, […]

~Diplerden Gelen En Dip Duygular~

Değerli “benim gibi olan”,Hem değerli olup, hem de “benim gibi olman” çelişkisine hiç değinmeden mektubuma devam etmek istiyorum. Zira bununla değerli vaktini harcamak istemediğim gibi, açıklamasını yapamayacağım konulara da girmek istemiyorum; Düşünsene; şu an mutluyum, veya üzgünüm mesela… Olumlu veya olumsuz, ne hissedersen hisset, yalnız başına çekmeyi değil; insan paylaşmayı istiyor bu duyguları. Çünkü tek […]

~Yağmur Damlasının Ölümü~

Artık anımsamakta güçlük çektiğim bir şarkıydı geçen yıllarım.Kulağıma çok tanıdık gelen tınlamalar olsa da geçmişten bana; bir türlü canlanmıyor; ne zihnimde, ne gözlerimde, ne de kalbimde…Ya zihnim; yaşadıklarının ağırlığıyla sildi attı bazı şeyleri, ya da sanırım kendi kendimin içinde çok fazla vakit geçirdim. Öyle ki, yabancılaştım artık maddi dünyaya. Maddi dünyadan zihnimde kalan çok şey […]

~Siyah Çiçekler~

Her şeyin anlamını sormak bazen; sadece boş bir çaba aslında. Gene de önemli olan belki de sadece sormak ve aramaktır, çünkü; her şeyin derin anlamlarını kavrayabilecek beceriye elbette ki sahip değilim. Sadece puslu bir cam gibi olan çerçeveden, dışarıyı renkli görmeye çalışıyorum. Ve boşuna bunca zaman her şeyi renkli görmeye çalışmışım. Göremiyorum… Ancak bu, bir […]

~Burada Mevsim Hep Sonbahar~

Çok naif ruhlu “Öteki”, Aradan geçen hayli zamana şöyle bir dönüp bakıyorum da; önceden, kaçmak için belki de her şeyimi verebileceğim bu Dağ’a nasıl taht kurdum? İnan ben de kendime hep bunu sorup duruyorum. Burada, göze güzel görünecek, gönlünü hoş edebilecek şeyler yok. Tek bir şey bile yok…Her şey soluyor. Düşünsene, içinden geçen şeylerle; hislerinle, […]